Türk Silahlı Kuvvetleri, 12 Eylül 1980 sabahı ülke genelinde yönetime el koymuş ve hükümeti devirmiştir. Darbe, Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi, ekonomik ve sosyal krizlerin bir sonucu olarak ortaya çıkmış ve ülkenin siyasal yapısında köklü değişikliklere neden olmuştur.
Darbe sürecinde dönemin önde gelen siyasi liderleri arasında yer alan Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Milli Selamet Partisi (MSP) Genel Başkanı olarak Türkiye siyasetinin önemli figürlerinden biriydi. Erbakan, İslamcı bir siyasi hareketin lideri olarak, 1970’lerin ortasından itibaren Türkiye siyasetinde aktif rol oynamış ve koalisyon hükümetlerinde başbakan yardımcısı olarak görev yapmıştı. 1970’lerin sonlarında Türkiye’de yaşanan siyasi kargaşa, sokak çatışmaları ve artan terör olayları, ordunun 1980’de yönetime el koymasına zemin hazırladı. Darbe sonrasında Necmettin Erbakan ve birçok siyasi lider, sıkıyönetim mahkemelerinde yargılandı ve siyaset yapmaları yasaklandı. Erbakan, Milli Selamet Partisi’nin kapatılmasıyla birlikte yasaklı hale geldi ve bir süre gözaltında tutuldu.
Darbe süreci, Necmettin Erbakan’ın siyasi kariyerinde önemli bir kırılma noktasıydı. Yasaklı olmasına rağmen, İslamcı siyaseti savunan bir lider olarak destekçilerini bir arada tutmayı başardı. 1983 yılında darbe sonrası yapılan seçimlerde partisi Milli Selamet Partisi’nin yerine Refah Partisi kuruldu. 1980’ler boyunca darbenin yarattığı siyasi ortamda Refah Partisi, Erbakan’ın liderliğinde yavaş ama istikrarlı bir şekilde taban kazandı ve 1990’ların başında Türkiye siyasetinde yeniden etkili bir güç haline geldi.
12 Eylül darbesi, Türkiye’nin demokratik kurumları ve siyasi hayatı üzerinde derin izler bırakırken, Necmettin Erbakan’ın liderlik ettiği İslami hareket, darbe sonrası dönemde yeniden yapılanarak Türk siyasetinde güçlü bir aktör olmayı sürdürdü. Erbakan, İslamcı hareketin Türkiye’de parlamenter sistem içinde güç kazanabileceğini kanıtladı ve darbenin bastırmaya çalıştığı İslami muhalefetin, modern Türk siyaseti içinde kendine yeni bir yol çizmesine öncülük etti.